Ülkemiz önce ısmarlama haritalarda, sonra zihinlerde parçalandı. İnsanlarımız birbirine düşürüldü. Çaresizlik hissi ve korku yüreklerde günbegün büyüdü. Kurtuluş için kirlenmiş alternatifler adres gösterildi. Korku imparatorluğuna zarar veremeyecek, dahası onun uzantısı olarak işlev görebilecek oluşumlar sahneye sürüldü. Sahte muhalefet kanallarında kamuoyunun enerjisi tüketildi. Ülkeye, adalete ve insana inançsızlık virüs gibi yayıldı… Lakin artık çağdaş Türkiye çözümsüz değil. Önce çelme takılan, sonra sırtından ve nihayet göğsünden hançerlenen Türk inkılâbının fikri mirasçıları olarak artık yeni bir sayfa açıyoruz. Emperyalist projelerde figüranlık değil, insanlığın eşitlik ve özgürlük mücadelesinde öncülük yapacak bir ülke inşa edeceğiz. Bağımsız ve demokratik bir Türkiye’yi adım adım, sabır ve sevgiyle kuracağız. İşimiz zor. Ancak zorlukla beraber kolaylıklar da olduğunun bilincindeyiz. Eşit ve özgür bir insanlık, herkes için mutlu bir yaşam amaçlıyoruz. Merkezinde çocukların yer aldığı bir dünya kurmak istiyoruz. Odağımızda gündelik siyasal çekişmeler değil insanlığın binlerce yıllık ekmek, hürriyet ve adalet mücadelesi yer alıyor. Yüzümüz Atlantik’e değil Yenisey’e dönük. Ayaklarımız Anadolu topraklarına basıyor. Daha güzel bir Türkiye ve dünyanın kurulacağını biliyoruz. Dünyaya yeni bir söz söyleyecek, uzak diyarların çocuklarının da yüzünü güldürecek, yeryüzünde kalıcı barışı inşa edecek bir hareketin bereketli Anadolu topraklarından çıkacağına inanıyoruz…
Uzun lafın kısası, hürriyet bayrağı yeniden yükseltiliyor. Yine bir Haziran gününde, Söğüt ocağının o hiç sönmez ateşi yeniden harlanıyor. İttihat ve Terakki ruhu harekete geçiyor.
Yaşasın vatan!
Yaşasın hürriyet!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!