Ulusal Birlik Hükümeti: Üç Temel Konu; Sorunlar ve İmkânlar

2015 seçim sonuçları bir tür belirsizlik dönemini beraberinde getirdi. Günler ilerledikçe kamuoyunun ilgisi, yapısal sorunların çözüm alternatiflerinden günübirlikçi siyasetin küçük hesap ve pazarlık süreçlerine kaymaya başladı. Günübirlikçi siyasetin kısıtlı potansiyeline ve aldatıcı rolüne seçim öncesindeki değerlendirme yazımızda değinilmişti. Bununla birlikte, sonuçların ortaya çıkardığı tablonun bir ulusal birlik hükümetinin kurulmasına -teknik anlamda- olanak sağladığı belirtilmelidir. Kemikleşmiş sorunlarla başa çıkabilmek için, reel-politik arenada gündelik çıkar ve ilgilerin bir tarafa bırakılıp ulusal birlik hükümetinin hayata geçirilmesi dışında sağlıklı/uygulanabilir bir çözüm de görünmemektedir. Beyaz sayfa hükümeti olarak da adlandırılabilecek ulusal birlik hükümeti, toplumun geniş kesimlerinin yaygınlaşarak kanıksanan ahlaki çürümeyi fark etmesini ve bununla hesaplaşmasını sağlayarak tarihsel rolünü oynayabilir. Meclis çoğunluğunun desteğini arkasında bulunduracak bir ulusal birlik hükümeti üç temel konuya yoğunlaşarak Türkiye’nin yapısal sorunlarının çözümü ve yakın dönemdeki ahlaki tahribatın giderilmesi noktalarında ciddi katkılar sunabilir:

1 – Ulusal birlik hükümeti kamuoyu vicdanını yaralayan yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına yönelik yargı süreçlerinin sekteye uğratılmasını önleyerek dürüst insanlara cesaret verebilir, toplumun geleceğe güvenle bakmasını sağlayabilir.
2 – İş güvenliği ile ilgili acil önlemler geliştirerek yeni Soma, Ermenek ve Mecidiyeköy hadiselerinin önüne geçebilir. İş cinayetlerine ilişkin yargı süreçlerinin sulandırılmalarını engelleyerek işçi haklarına dair gelecekteki kalıcı kazanımların yolunu açabilir.
3 – Dış ilişkiler konusunda geçmişte atılan yanlış adımları düzeltici önlemler alarak Türkiye’yi ateş çemberinin ortasından kurtaracak tedbirleri hayata geçirebilir. Mültecilerin barındırılmaları ve insani yardımın sürdürülebilir yönetimi konularında sağlıklı adımlar atabilir.

Zikrettiğimiz üç temel konu insanımızın bugünkü temel problemlerine ve sürdürülebilir bir yönetimin anahtarlarına işaret etmektedir. Ahlaki çürümeyi ortadan kaldırmanın, toplumsal kutuplaşmayı azaltmanın, hukuk dışı uygulamalara imkân vermemenin hâlihazırdaki uygulanabilir yolu budur. Ulusal birlik hükümeti ile etnik ve mezhepsel bölünme riski azaltılabilir; istibdadın boğucu atmosferinden kurtulan insanlarımızın tarafgir yaklaşımlardan uzaklaşarak her konuda hakikati arama yönünde ilerlemeleri teşvik edilebilir.

Üç temel konunun merkeze alınması ve görevlendirmelerde tartışmalı isimlerden kaçınılması durumunda ulusal birlik hükümetinin sağlıklı bir biçimde hayata geçmemesi için bir neden yoktur. Ulusal birlik hükümeti bileşenleri her konuda anlaşmak zorunda değildirler. İhtilaflı ve ikinci dereceden konuları gerekirse rafa kaldırabilir bir tarza sahip olmalıdırlar. Bunun için ulusal birlik hükümeti sade, anlaşılabilir bir koalisyon protokolü ile hareket etmeli; boş vaatlerin değil sağlıklı icraatın hükümeti olmalıdır. Kuruluşundan itibaren şeffaf bir işleyişi benimsemeli, temel perspektif ve hedeflerini kamuoyu ile tam anlamıyla paylaşmalı ve desteğini artırıcı bir çaba içinde olmalıdır. Toplumun hiçbir kesimini dışlamayan, aksine bütün kesimleri ulusal birlik sürecine katılım noktasında cesaretlendiren bir dil kullanmalıdır.

Şüphesiz, ulusal birlik hükümeti olasılığının hayata geçirilmesinin önünde bir takım ciddi engeller bulunmaktadır. Bunların başlıcaları, mevcut siyasal partilere egemen çevrelerin yerleşik çıkarları ve ufuktan yoksun siyasal algılarıdır. Yazının başında, oluşan siyasal tablonun teknik anlamda ulusal birlik hükümetini oluşturmaya imkân sağladığı belirtilmişti. Aktörlerin niyet, ilgi ve yönelimleri açısından ise durum bu şekilde seyretmemektedir. Bilakis, mevcut aktörlerce atılabilecek adımların ulus içinde oluşturulmaya ve/veya güçlendirilmeye çalışılan ayrılık noktalarını tahkim etme riski bulunmaktadır. Etkili mevkilerde bulunanların çoğunluğu sorumlu olmaktan ziyade hesapçı görüntüler sergilemektedirler. Hâlbuki insanımızın ve ülkemizin geleceği açısından, Somalı madencilerin ve Ali İsmail Korkmaz’ın katillerinin peşine düş(e)meyen, Türkiye’nin ulusal bütünlüğünü herhangi bir şekilde tartışmaya açan hiçbir iktidar alternatifinin değeri olmayacaktır.

Ulusal birlik hükümeti alternatifini geliştirmeye çalışmak yerine Namık Kemal’in manevi mimarı olduğu Türk inkılâbının kazanımlarına savaş açanlara herhangi bir biçimde arka çıkanlar, sonraki nesillerce olsa olsa Nam-ı Kemal olarak anılacaklardır. Velhasıl-ı kelam, ulusal birlik hükümetini kurma ve kurulduğu takdirde ilkeli biçimde yürütme konusundaki çabaları, muhalefet partilerinin yıllardır “ortaklaşa” dillendirdikleri şikâyetler hususunda ne kadar samimi olduklarını ortaya koyan bir gösterge işlevine sahip olacaktır. Pusulalarının ay yıldıza mı yoksa elli yıldıza mı, hürriyete mi yoksa istibdada mı işaret ettiğini belirleyecektir. Ayrılıkçılık başta olmak üzere Türkiye içindeki bütün siyasal yaklaşımların gerçek konumlanışlarını, emperyalizm karşısındaki duruşlarını ve toplumsal/siyasal kapasitelerini de açığa çıkaracaktır.